Tezhip Sanatı Nedir ?

Tezhip sanatının içerisinde farklı üsluplar nelerdir?

00:24:31 | 2018-08-13 | 183 görüntülenme

Eski süsleme sanatlarından biri olan tezhip, Arapça anlamı olarak “yaldızlama” ya da “altınlama” anlamına gelmektedir.

Hem altınla hem de boya ile yapılabilen bu sanat; genellikle hat’la ilgili levhaların kenarlarını süsleme amaçlı ya da özel yazım dini kitapların sayfalarını süsleme amaçlı uygulanmaktadır.

Tezhip sanatı, hem doğuda hem da batıda oldukça yaygınlaşmış bir sanat biçimidir. Ortaçağ’da Hristiyanlar, kendi dini kitaplarını ve kutsal saydıkları metinlerini süslemek için hep tezhip sanatından yararlanmışlardır. Ancak zaman geçtikçe bu süsleme sanatının yerini resimlemeler almış ve tezhiple ilgili sanatlar sadece bazı kitaplarda yazıların baş harflerini süslemek için kullanılmak durumunda kalmıştır. Türk uygarlığında tezhip sanatı, Uygurların var olduğu dönemlere dayandırılmaktadır. “Mani” isimli dinin yaygın olduğu 9. yüzyılları sürecinde Uygurlar arasında tezhip sanatı da yaygınlaşmaya başlamıştır. O dönemlerde tezhipsanatının daha çok yaygın olduğu toplumlar İslamiyete inanan toplumlardır. Anadolu bölgesine ise tezhip sanatını Selçuklular getirmiştir. Bu sanat en şaşalı dönemini ise Osmanlıların olduğu dönemde yaşamıştır.

15. yüzyıla gelindiğinde Mısır’da yaşayan Memlukluların sanatçıları tezhip sanatının içerisinde farklı üsluplar da geliştirmişlerdir. Bir yandan da İran’da, Semerkant ve Herat gibi merkez bölgelerde tezhip sanatı hızlı bir şekilde gelişmeye devam etmektedir. Herat bölgesinde yapılan çalışmalar tezhip sanatının yönünü daha belirleyici üsluplar olmuş ve Osmanlı sanatçılarıyla İran’daki sanatçılar birbirleriyle olan ilişkilerini daha da yakınlaştırarak Herat Okulu’nda tezhip sanatının pek çok özelliğini kullanmışlardır.

Tezhip Sanatı "Allah"

 

18. yüzyıla gelindiğinde Osmanlıda bu sanat biraz daha eskimeye başlamış ve motifler daha kaba süslemeler haline dönmüştür.

19. yüzyılda ise sanatın Batı etkisinde kalmasıyla birlikte tezhip sanatına da yansıyan bu değişim, motiflerde tekli olarak kullanılan çiçek motiflerinin de artık saksılar içerisinde bulunan çiçekler şeklinde kullanılmaya başlanmasına sebep olmuştur. Bu sanatla birbirlerine en çok karıştırılan sanat türü minyatürdür. Minyatür sanatı tezhipten farklı olarak hayvan tasvirine, bitki tasvirine, mekan ya da insan tasvirine dayandırılmaktadır. Üstelik minyatür sanatı ortaya çıktığı dönemle bağlantılı olarak iki boyutlu olarak çizilmiş ve perspektif kullanılmamıştır. Tezhip sanatında ise bunlardan çok farklı olarak hat sanatının çerçevesinde bir gelişim gözlemlenmiş, genel olarak da bitki çizimleri daha stilistik bir şekilde resmedilmiş ya da daha simetrik biçimde desenler meydana getirilmiştir.

Altın ile süsleme anlamına gelen tezhip, Arapça bir kelimedir. Ferman, berat ve Kur an ayetleri gibi değerli evrak ve levhaların yüksek mânevî değerini ifade etmek amacıyla ortaya çıkan bir sanat dalıdır.

Tezhip sanatının kökeni Uygur Türkleri ne kadar dayanır. Bay Sungur devrinde Türk ve İran ustalarının eserleri Herat Ekolü nü doğurmuştur. Bu ekol 15. yüzyılın ikinci yarısıyla 17. yüzyılın başları Osmanlı dönemine kadar sürer. Bu dönemde Baba Nakkaş başta olmak üzere, Saray Nakışhanesi nde yetişen pek çok sanatçı, Türk Tezhip Sanatı nın şaheserlerini ortaya çıkarmışlardır.

Özellikle Osmanlı döneminde tezhip sanatı, ferman, berat gibi resmi evrakların süslemesinde de kullanılmaya başlanmış, böylece gelişiminin arkasına Osmanlı Sarayı nı alarak en parlak devrini yaşamıştır. Kur an-ı Kerim in ilk ve son sayfaları (Serlevha ve zahriye), divan gibi el yazması kıymetli kitaplar, levhalar, fermanlar, nağmeler ve beratlar gibi çeşitli eserlerin tezhiplenmesi bir gelenek halini almıştır.

Kanunî Sultan Süleyman Devri (1520-1566) tezhip sanatının en parlak dönemlerindendir. Tezhip çalışmalarında, özellikle zahriye, serlevha, sûre başları ve hâtime sayfalarında zengin bir işçilik ön plana çıkar. Altının çokça kullanıldığı bu dönemin karakteristik rengi laciverttir.

Zahriye sayfalarında dörtgen, altıgen ve sekizgen formlar göze çarpmaktadır. İşçilik artmış, bordür çeşitliliği fazlalaşmış, özellikle tığlar oldukça zengin bir çeşitliliğe ulaşmıştır. Sazyolu üslubunun ortaya çıkışıda bu döneme rastlamaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman döneminin ünlü nakkaşları arasında, Şah Kulu ve Kara Memi sayılabilir. 1520-1526 yılları arasında çalışmalar yapan Şah Kulu, Osmanlı sanatında kitap bezemeleri, kumaş, çini ve mücevher gibi alanlara yayılan özgün saz üslubunun yaratıcısıdır. Onun öğrencilerinden olan Kara Memi ise, Osmanlı süsleme sanatının en önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilir. Aslında müzehhip olan Kara Memi, özellikle kitap süslemesinde klasik kuralları esnetmiş ve yeni bir üslup ortaya koymuştur.

Bu dönemde kullanılan renkler ise altın ve lacivertin uyumu ile birlikte turuncu, yeşil, vişne çürüğü, pembe, sarı, eflatun, siyah ve bu renklerin çeşitli tonlarıdır. Çiçek motiflerinde hemen hemen tüm renklere yer verildiği görülür. Genellikle gül, lale, süsen, nergis, sümbül, haseki küpesi, zerrin ve kır çiçekleri kullanılmıştır.

17. yüzyılda tezhip sanatı, 16. Yüzyılın birikimlerini korumuş, üzerine birşey eklememiştir. Bir anlamda durgunluk dönemi yaşanmıştır. Sadece altın kullanımının biraz arttığı görülür. Osmanlı tezhip sanatı bu dönemden sonra her alanda başlayan Batılılaşma akımları etkisinde bir değişim sürecine girmiştir.

18. yüzyılda III. Ahmed Devri süresince Batılı akımların etkisi daha net hissedilmeye başlamıştır.

Fransız Rokoko akımı 1721 den sonra Osmanlı sanatlarını etkisi altına almıştır. Neredeyse tüm sanat dallarını etkileyen bu akımdan tezhip de nasibini almıştır. Bu dönemde Avrupa Barok üslubuna Türk sanatının unsurlarının katılmasıyla oldukça zevkli eserler de verilmiştir. Bazı sanat öğreticilerimiz bu dönem sanatına “Türk Baroğu” adını vermekte bir sakınca görmemişdirler.

III. Ahmed döneminde başlayan değişim yaygınlaşıp 19. yüzyılın başlarına kadar sürmüştür. Yüzyıl sonuna kadar devam eden süreçle klasik tezhip üslubu oldukça değişmiş ve barok unsurları olan iri çiçekler, buketler, vazo, saksı veya sepet içinde buketler, kurdela ile bağlanmış çiçekler bolca kullanılmıştır.

Ülkemizde, tezhip sanatının öğretildiği ilk eğitim kurumu, 1914 de Medresetü’l-Hattâtîn adı ile açılmıştır.

Hat, tezhip, halı, cilt, ebru ve ahar gibi geleneksel sanatların yaşamasını sağlamak üzere kurulan okul, harf devrimine kadar, önce “Medresetü’l-Hattatîn” sonraki adıyla “Hattat Mektebi” ve sonunda “Şark Tezyinî Sanatlar Mektebi” adları altında eğitim vermiştir. 1936 yılında, Osman Hamdi Bey’in kurmuş olduğu Güzel Sanatlar Akademisi’ne (Sanayi-i Nefîse Mekteb-i Âlî’si) bağlanmıştır. 

Günümüzde Güzel Sanatlar Fakültelerinin Geleneksel Türk El Sanatları Bölümlerinde, özel atölye ile bazı vakıflarda tezyinî sanatlar eğitimi devam etmektedir.

 

Günümüze baktığımız zaman, tezhip sanatında başlıca “klasik yaklaşım” denilen bir unsur bulunmaktadır. Klasik yaklaşıma göre tüm tezhip tarihi boyunca kullanılmış tüm çizimlerin tekniklerini tekrar tekrar yineleyerek desenlerin de ana hatlarını bozmamak ana kuraldır. Temel ögelere sabit kalarak aynı şeylerden tekrardan yeni ürünler ortaya çıkartmak esastır. Bunun dışında bir takım tezhip sanatçıları bu klasik akıma çok da uymayarak daha değişik şeyler deneyip kendi özgün tarzlarını yaratmaya çalışmaktadırlar. Son 10 yıl içerisinde kaybedilmeye yüz tutmuş bir değer olmaktan çıkartılan tezhip sanatı, üniversitelerde dahi eğitimi verilen bir sanat dalı haline getirilmiştir.




ETİKET :  tezhip sanatı nedir tezhip sanatı nasıl yapılır tezhip nedir

Tümü